| KAYITLAR | DEFTERE YAZ |
Gönderen:
ADMİN
Yer:
Diğer
Tarih:
15 Mayıs 2009, Cuma 10:25
|

Dost - Can Dündar
Hani, diyorum da, insanin gercekten mükemmel bir dostu olsa...
"Ona", söyle, icine sindire-sindire, kocaman bir sarilsa...
Ne iyi olur degil mi?
Dostunuz!
Dostunuz var mi?
Kadin ya da erkek...
Hic fark etmez. Gercek dostun cinsiyeti olmaz. Paylastiginiz birileri var mi? Var ise mesele yok.
Yok ise, gidin bulun hemen! Sirlarinizi paylastiginiz. Ozlediginizi acik yüreklilikle söylediginiz. "Canim benim!.. dediginiz... Telefonda bile saatlerce konuştugunuz, sicacik biri...
"O"nu görmediginizde yüreginizin "pıt-pıt" attigini hissettiginiz,bir dostunuz var mi? Dert ortagi, sohbetlerinizi paylastiginiz, yalnizliginizi anlattiginiz, sevincinizi hisseden biri...
Yalniz kaldiginizi düsündügünüzde, birilerine öfkelendiginizde, sevdiklerinizi özlediginizde, hayal kurdugunuzda yaninizda o var mi? Sizi hic yalniz birakmayan biri...
Cesur, sempatik, azimli, kararli, Arayan, soran,"Seni özlüyorum" diyen biri
Böyle bir canli ile her şeyi konusabilir, paylasabilirsiniz. Yaniltmaz! Anlayisla karsilar her seyi...
Hatalari, günahlari-sevaplari, her bir seyi konusabilirsiniz onunla...
Hic yalniz kalmazsiniz nitekim...
Böyle bir dost bulmak icin fazla bir arayis icinde olmaniza gerek yoktur. O kendiliginden cika gelir zaten. (Elektrik olayi ..)
Bir gün bir bakarsiniz karsinizda...
Bir de bakmisiniz simsicak sohbetler, derin konular, sirlar,paylasimlar...
Kimseye söyleyemediginizi, en yakininiza anlatamadıginizi, gecmisteki izleri, gelecege dairlerinizi, sadece ona anlatir olursunuz.
Kadin, erkek Bir dost bulun!
Ama gercek olsun.
Aradıginda isinizi degil, sizi soran...
Kötü gününüzde ev sahibi, iyi gününüzde kiraciniz olsun. Anlatsin, konussun, acik-secik, korkmadan
yasasin.
Güvensin!
Cinsiyeti olmasin!
Bir kartal kadar hasin, bir maymun kadar saklaban, bir ceylan kadar narin olsun.
Dogrulari söylesin. Gercekci olsun. Yaniltmasin, kandırmasin!
İcten, sevecen, sempatik, sevdalari, özlemleri anlayabilen biri olsun.
Anlasin! Agziyla degil, gözleriyle ve kalpten konussun.
Yasasin! Doya-doya yasasin, doya-doya yasatsin.
Beyninden değil, yüreginden versin. "Olsun varsin! Paylasirim." desin.
Bir dostunuz olsun. Sizi ve benliginizdekileri paylassın...
Dost olsun!
Ama... Gercek bir dost..
CAN DÜNDAR
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
ADMİN
Yer:
Diğer
Tarih:
15 Mayıs 2009, Cuma 10:18
|

böylesine bir dostluğunuz var mı?
1- Yüzyüze dostluklar vardır.
Güneşle ayçiçeğinin dostluğu böyle bir dostluktur
mesela. Ayçiçeği sabahtan
akşama kadar hiç ayıramaz yüzünü güneşten...
2- Uzak dostluklar vardır.
Denizlerin ortasındaki bir adayla, dağların arasındaki
bir göl,
birbirlerinin uzak dostlarıdır. Dostluklarını gündüz
kuşlarla, gece
yıldızlarla iletirler birbirlerine...
3- Sessiz dostluklar vardır.
Dilsiz bir adamla, duymayan bir başka adamın elleri
arasında sessiz bir
dostluk oluşur. Her şeyden konuşur sessizce bu
eller...
4- Zorunlu dostluklar vardır.
Pazarla pazartesinin dostluğu gibi. Pazar ağır bir
gündür, Pazartesi hızlı
bir gün... Ayak uyduramazlar birbirlerine. Ama dost
olmak, yanyana durmak
zorundadırlar...
5- Uzun dostluklar vardır.
İkindi güneşinin altında uzayan gölgeler birbirlerine
kavuşurlar ve uzun
boylu bir dostluk oluşur aralarında...
6- Günün birinde ölen dostluklar vardır.
Bir bahçe içindeki ahşap ev ile yanıbaşında duran
ceviz ağacının dostluğu
gibi... Birgün kocaman elli adamlar ve kocaman gövdeli
makinalar o bahçeye
girip de, bir süre sonra evin ve ceviz ağacının
yerinde asık suratlı binalar
yükseldiği zaman ölen dostluklar...
7- Vakitsiz dostluklar vardır.
Bir peçete, bir kağıt mendil vakitsizce dostu oluverir
gözlerimizin.... Ya da
ayrılırken verilen bir dal karanfil ellerimize o anda
gelen dostluktur...
8- Bakımsız dostluklar vardır bir de...
Zaten var, zaten dostuz deyip yıllarca bir telefonun,
bir kaç cümlelik
Mektubun, bir mailin bile çok görüldüğü dostluklar...
Kopan bir ipe, sımsıkı bir düğüm atarsanız ,
ipin en sağlam yeri artık bu düğümdür.
Ancak ipe her dokunuşunuzda,
canınızı acıtan tek nokta , yine o düğümdür.
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
ADMİN
Yer:
Diğer
Tarih:
15 Mayıs 2009, Cuma 10:16
|

Su, kendine sırdaş arıyordu. Önce buluta verdi sırrını. Ağır geldi sır buluta. Sağanak sağanak döktü suyun tüm sırlarını.
Sonra göle gitti su. Ona anlattı derdini. Bu arada bulut suyun sırrını yağmur yapıp, dolu yapıp, kar yapıp savurduğu için, zaman zaman taşıyordu göl ve suyun sırrı iyice açığa çıkıyordu.
Sonra nehre verdi su sırrını. Nehir aldı suyun sırrını çekti gitti. Dereye verdi. Dere biraz daha yavaş olsada nehirden , o da götürdü suyun sırrını bir başka bilinmeze... Çağlayanlar, şelaleler, akarsular.. Hepsi kayboluyordu bir anda. Sonra bir gün su takip etti dereyi. Dereye okyanusa kavuşunca farketti su, bütün sırlarının akarsularla, çağlayanlarla, ırmaklarla.... okyanusa taşındığını.
Karar verdi su. Sırrını okyanusa verecekti. Öyle de yaptı zaten. Tüm sırlarını okyanusa verdi. Artık suyun sırrını okyanustan başkası bilmiyordu. Ne taştı okyanus, ne bir başkasına taşıdı suyun sırrını, ne de kurudu....
g eçen karşılaştık suyla. Bir bardaktaydı. Suskundu. Çok uğraştım konuşturamadım. Ben tam giderken 'Dur !'' dedi su.
Durdum! ...
'Okyanus yürekli dostlar bulmadan sakın konuşma! Taşıyamazlar, kaldıramazlar senin yükünü, canını yakarlar, utandırırlar.' dedi.
Hep cevrenizde OKYANUS yürekli dostlarınızın olması dileği ile ...
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
ADMİN
Yer:
Diğer
Tarih:
15 Mayıs 2009, Cuma 06:02
|
karçiçegifm ziyaretçi defteri açılmıştır
lütfen olumlu şeyler yazalım deftere
|
| Yukarı |
|
| |
|
|